Son güncelleme tarihi 27/07/2026
“Osmanlı tahtı yıkılıyor. Siz ise bu ölümlü dünyada sanki demir bir el sizi itiyormuş gibi hırs, kin ve düşmanlığa eğilimden kendinizi alamıyorsunuz.“


Tahtı elinden alınan ağabey V.Murat

10 Ocak 1879
“Dört aylık kız torunumun mezar taşı hakkında ilettiğim talep ve müracaatıma hala hiç bir cevap vermediniz. Yazık! Zavallı çocuğun mezarı üzerine bir taş dikilemedi.
Hakkımdaki muamelenizi neye dayandırayım? İnsani hislerinize mi? Yoksa kendi kaderime mi?
Birader! Kendinize geliniz ve kötü niyetlerinizi ayak altında çiğneyiniz.
Osmanlı tahtı yıkılıyor. Siz ise bu ölümlü dünyada sanki demir bir el sizi itiyormuş gibi hırs, kin ve düşmanlığa eğilimden kendinizi alamıyorsunuz.
Çocukluğumuzdanberi hakkınızda gösterdiğim gönül alıcı muameleleri adalet fikriyle inceleseydiniz, benim hiç bir zaman makam hırsı gibi şeytan aldatmalarına kapılmadığımı kabule mecbur olurdunuz.
Başıma gelen fenalıklar benim vatanın refahı ve yükselmesinden, şan ve heybetinden ibaret en şiddetli arzu ve emelimi mahvetti. Bu arzuyu siz yerine getirmiş olsaydınız başarınızı kendi şan ve şerefim gibi görürdüm. Hanedanımızın bugünü ve geleceği sizin hareket tarzınıza ve politikanıza bağlıdır. Kendinizi biliniz. Milletin kaybolan yakınlık ve sevgisini erdemli eylemler ile tekrar kazanınız.
Benden korkmayınız. Eğer adaletle saltanat icra ederseniz ben milletin saadet ve selameti için size bağlı ve hizmetkar olmağa hazırım.
Hanedanımızdan şehzade Alaeddin’in tokgözlülüğünü hatırınızdan çıkarmamanızı rica ederim. Ben de onun erdemine sahip olmakla gurur duyarım.
Birader, Allah aşkına, tarihte hanedanımızın namını küçük düşürmeyiniz ve lekelemeyiniz.
Etrafınızı alan ve kendilerine gerçek sadık dostlar süsü verip size dalkavukluk edenler hanedanımızı, milletimizi, vatanımızı mahvedeceklerdir.
Sözlerim kendim için felakete sebep olabilir. Fakat umurumda değil! Ebedi Allahın adaletine sığınırım! “
Bir başka sohbet sırasında V.Murat arkadaşı Ali Şefkati Bey’e şöyle der:
“Biraderim devletin halindeki vehameti hiç anlamadı. İşte, bakınız, ne hale geldik! Biraderimin benim tekrar tahta çıkmama mani olmaktan başka bir kaygusu yoktur. Onun uykusunu kaçıran budur. Muharebeyi (savaşı), milletin selametini (iyiliğini) düşünmesi değildir. Ordunun muzafferiyetlerini (zaferlerini) ona mübalağa ile (abartarak) anlatıyorlar da mağlubiyetleri (yenilgileri) gizliyorlar. Fikrini tashihe (düzeltmeye) muktedir olanların hepsini o nefyetti (sürgüne gönderdi), yahut İstanbul hapishanesine attı.”
Kaynakça:
. Süleyman Kani 1934 yılı tarih tefrikaları, www.gastearsivi.com
. https://ttk.gov.tr/tarih-cevirme-kilavuzu/
İlk yorum yapan siz olun