Son güncelleme tarihi 31/01/2026

Dünyada yaşanmış en büyük depremlerinden biri olan Erzincan depreminin sadece iki hafta sonrası. II.Dünya Savaşı şiddetle sürüyor. Hitler ve kurmayları, Almanya galip gelirse Avrupa’ya dayatılacak barış şartlarını kararlaştırdılar bile.
II.Dünya Savaşı’nda tarafsız kalmaya çalışan Türkiye yine de her an savaşa girecekmiş gibi hazırlıklı olmak zorundaydı. Türkiye Cumhuriyeti, iaşe darlığının engellenmesi ve ordunun dış ülkelerden tedariki zor olan yiyecek ihtiyacının giderilmesi amacıyla 18 Ocak 1940 tarihinde 3780 sayılı Milli Korunma Kanunu kabul ediyor. Kanun, seferberlik yetkisi dahil bir dizi savaş önlemi içermektedir.
Mal kıtlığı, aşırı fiyat artışları, karaborsa ve oluşacak sosyal adaletsizlerle mücadele etmek için devlet eliyle ekonomiyi düzenleme amacıyla olağanüstü önlemlerin alınmasını öngören kanun kapsamında bir koordinasyon heyeti kurulmuştur. Milli Korunma Kanunu kapsamında çalışma sürelerinin uzatılması, ücretli iş yükümlülüğü, iş gücünün denetlenmesi, özel işletmelere geçici el koyma yetkisi, iç ve dış ticarette fiyatları belirleme, temel malların vesika (karne) ile dağıtılmasını sağlama, kira oranları üzerinden gayrimenkul sahiplerinin denetlenmesine imkan tanınıyordu.
41.madde özellikle tartışmalara yol açmıştır. Ekilen her dört hektar (40 dönüm) arazi için iki öküzün savunma ihtiyaçlarına karşılık devlete verilmesi zorunlu kılınmış, bu da yüzde 75’i küçük çiftçi sayılan, traktörü bulunmayan halkın toprağını işlemesine mani olmuştur. Ayrıca mecburi çalışma yükümlülüğü getirilmiş, Zonguldak kömür havzası başta olmak üzere bazı linyit işletmelerinde, yol, köprü, meydan ve iskele inşaatlarında, tarımda zorunlu işçi çalıştırılmış, TEKEL, Sümerbank, İETT ve şeker fabrikalarında fazla mesai yaptırılmıştır. Her ne kadar işçilere ücret ödense ve insanlar savaş zamanında en ufak işi bulup çalışmaktan memnun olsalar dahi, zorunlu çalışma savaş sonrası DP tarafından devlet aleyhinde propaganda malzemesi yapılmış ve işe de yaramıştır.
Buğday fiyatlarının aşırı yükselmesini ve karaborsayı önlemek için TMO’ya hububat piyasasını düzenleme yetkisi verilmiş, fakat TMO buğdayı çiftçiden piyasa değerinin altında satın almaya kalkınca çiftçi buğdayını saklamış, buğday yine karaborsaya düşmüştür. Karaborsanın bitirilmesi amacıyla 1942’de alım oranı düşürülmüş, fakat bu da fiyatların aniden yükselmesine ve stokçuların haksız yere zenginleşmesine yol açmıştır. Netice itibariyle savaş yıllarında piyasayı herkesi hoşnut kılacak şekilde idare etmek mümkün olmamıştır.
Kanunun uygulanmasını temin amacıyla Milli Korunma Mahkemeleri yetkili kılınmıştır. Ankara, İstanbul, İzmir ve Zonguldak’ta Milli Korunma Mahkemeleri kurulmuş ve bu mahkemeler savaşın bitmesinin ardından 1948 yılında kaldırılmıştır. Milli Korunma Mahkemeleri, 1956 yılında Demokrat Parti döneminde yeniden açılmıştır. İstanbul’da yeni kurulan Milli Korunma Mahkemesi 20 Aralık 1956 itibariyle çalışmaya başlamış, ilk duruşma sinema bileti karaborsacılığı yapan birinin yargılanması olmuştur.
Muhalefette bulunduğu yıllarda Milli Korunma Kanunu’nun yaptırımlarını ve CHP’yi eleştiren Demokrat Parti, 1950’den 1960 askeri müdahalesine kadar geçen sürede sözkonusu kanunu uygulamadan kaldırmadığı gibi, tekrar düzenleyerek yürürlükte kalmasını sağlamıştır. Savaş şartlarında, ülkenin ekonomik istikrarını sağlamak için alınmış bir tedbir olmaktan çıkarılan Kanun, DP hükümetinin üretim araçları, üreticiler ve işçiler üzerinde kontrol mekanizması haline dönüşmüştür. Denetim ve cezaların arttırılması sonucunda ölçü kaçırılmış ve dramatik olaylar yaşanmıştır. Yeni cezai müeyyideler getirilmiş, para cezaları ve hapis cezaları artırılmıştır. Milli Korunma Kanunu’na dayanılarak 1950 yılı öncesinde 2.074 kişi ceza alırken, DP döneminde 10.016 kişi ceza almıştır.
Milli Korunma Kanunu ve ona bağlı olarak faaliyet gösteren Milli Korunma Mahkemeleri, 27 Mayıs 1960 askeri darbesiyle kaldırılmıştır.
DP tarafından popülist propaganda konusu yapılan ücretli çalışma yükümlülüğü, II.Dünya Savaşı sırasında yurtdışında da uygulanan bir milli savunma yöntemiydi.
İngiltere’de 1941 Aralık ayından itibaren, 18-60 yaş arası kadınların seferberlikte çalışması zorunlu kılındı. 20-30 yaş arası bekar kadınların orduya katılması veya silah fabrikalarında çalışması gerekiyordu. Ücretli çalıştırılan bu kadın ve erkek işçilerin yanısıra binlerce vatandaş da yarım gün gönüllü çalışarak seferberliğe destek oldu.
ABD’de fabrikalar haftanın yedi günü, üç vardiya, günde 24 saat çalışıyordu. 6 milyon evhanımı işgücüne katılarak silah fabrikalarında çalışmaya başladı, 1945 yılında ülkenin tüm çalışan nüfusunun yüzde 36’sını kadınlar oluşturuyordu. ABD’de çalışabilen nüfusun fabrikalara gitmesi nedeniyle tarım nüfusu yüzde 10 azaldı, fakat sivil halkın 20 milyon bahçecik kurarak kendi gıdasını yetiştirmeye başlaması sayesinde (Pazar çiftçileri), gıda üretimi yüzde 36 arttı. İngiltere’de şehir içindeki parklar bile sebze yetiştirmeye ayrıldı.
ABD’de yiyecek, tereyağı, benzin, kumaş, et, ayakkabı, otomobil, lastik ve hatta buzdolabı satışı karneye bağlandı. Vatandaşlar piyasada az bulunan ürünleri edinebilmek için uzun kuyruklarda beklemek zorunda kalıyordu. Askeri inşaatlar dışında neredeyse tüm inşaat faaliyetleri yasaklandı, konut sıkıntısı başladı. Askeri harcamalar nedeniyle artan bütçeyi dengelemek amacıyla vergiler yükseltildi.
Eminim savaş sonrasında gavur denilen bu ülkelerdeki hiç kimse, sırf kendi iktidar hırsı uğruna seferberlik önlemlerini propaganda malzemesi yapma hatasına düşmemiştir.
Nazi Almanyası tarafından işgal edilen ülkelerde ve Almanya’da ücretsiz çalıştırılan insanlar, apayrı bir konudur.
Türkiye tam altı sene boyunca savaş dışında kalarak tüm bu insani felaketleri önlemiştir.
Kaynakça:
. Milli Korunma Mahkemeleri, Ocak 26, 2025, https://hukukbook.com/milli-korunma-mahkemeleri/
. Milli Korunma Kanunu, Ocak 18, 2025, https://hukukbook.com/milli-korunma-kanunu/
. Yenigün, 18 Ocak 1940, s.2
. Prof.Dr.Taner Timur, Türk Devrimi ve Sonrası, İmge Kitabevi, 3.Baskı, s.179-184
. https://www.nps.gov/articles/000/world-war-ii.htm
. Conscription of women, https://www.iwm.org.uk/history/the-workers-that-kept-britain-going-during-the-second-world-war
İlk yorum yapan siz olun