İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

1956 – Atom Enerjisi Kurumu ve nükleer

Son güncelleme tarihi 21/07/2026

Atom Enerjisi Kurumu 1956 yılında kurulmuş olup Türkiye’nin nükleer alandaki faaliyetlerini düzenlemek, denetlemek, koordine etmek ve geliştirmekle görevliydi. Türkiye, 1957 yılında tüzüğünü onaylamak suretiyle Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na üye olan ilk grup ülke arasında yer almıştır. Atom Enerjisi Kurumu, 1982 yılında Türkiye Atom Enerjisi Kurumu adını aldı. Kurumun görevleri:

  • Nükleer enerji alanında araştırma ve geliştirme çalışmalarını yürütmek.
  • Nükleer güvenlik, radyasyon koruma, nükleer atık yönetimi gibi konularda standartlar oluşturmak ve denetlemek.
  • Nükleer enerji santralleri ve diğer nükleer tesislerin inşası, işletilmesi ve kapatılmasıyla ilgili lisanslama ve denetim yapmak.
  • Nükleer alanda eğitim ve bilgi paylaşımını teşvik etmek.
  • Uluslararası nükleer güvenlik ve işbirliği çalışmalarına katılmak.

İki nükleer reaktörümüz ve eğitim kurumları

İstanbul Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi – ÇNAEM (1959): 1.derece deprem bölgesi, çöküntü gölü kenarına nükleer reaktörcük. TR1 reaktörü 1962’de açıldı, 1977’de kapatıldı. 1981’de aynı binada TR2 reaktörü açıldı. Reaktör hala çalışıyor. Reaktör yanına nükleer atık deposu konduruldu. Muhtemelen eski santralin atıklarını saklamak için. Şeytanın aklına gelmez. 2018 yılında kurum ikiye bölündü, Teknoloji Geliştirme Dairesi (TGD) ve Radyoaktif Atık Yönetimi Dairesi (RAYD) adında iki kısma ayrıldı. Sonra hepsi TENMAK’a bağlandı.

İstanbul Teknik Üniversitesi Enerji Enstitüsü (1979): Kısaca TRIGA Mark II. Reaktör ve eğitim kurumu. 1.derece deprem bölgesi, ülkenin en büyük şehrine. Zekice.

Radyasyon ve Hızlandırıcı Teknolojileri Dairesi Başkanlığı (RHTD): Ankara Sarayköy Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi (ANAEM 1967) ve Ankara Nükleer Tarım ve Hayvancılık Araştırma ve Eğitim Merkezi (ANTHAM 1979) 2005’te birleşti, SANAEM (Sarayköy Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi) adını aldı. 2018’de kurum isim değiştirdi, Radyasyon ve Hızlandırıcı Teknolojileri Dairesi Başkanlığı’na (RHTD) dönüştü. Türk Devletleri Nükleer İşbirliği Araştırma ve Eğitim Merkezi – TENMAK’a bağlandı.

TAEK’in güvenilirliği hakkında bir kaynakta şöyle denmiş, dileyen araştırabilir:

“Kurduğu 2 araştırma reaktörüne, kendi lisans vermesi nedeniyle (12 Ocak 1989’da yangın tehlikesi geçiren, deprem kriterlerine uygun yapılmadığı için yeniden güçlendirilen, K. Çekmece Gölü’ne 1993 yılında radyasyon sızdıran ve gücü 2.5 MWe olan TR-2 reaktörünün; TAEK eski Başkanı (isim kaynakta var) tarafından lisansız-onaysız 5 MWe’e çıkarılması nedeniyle kapatılmış olan) dünya nükleer otoritelerinin sık sık eleştirdiği olumsuz bir geçmişi bulunmaktadır.” [1]

Hadi diyelim göle radyasyon sızdığına dair kanıt yok, peki sızmadığına dair kanıt var mı? Bölge halkı kimyasal atık kaynaklı hastalıklara yakalanıyor, Küçükçekmece Gölü’nde de ağır kimyasal kirlilik tesbit edildi. Göl suyunda ve çevresinde tarafsız kurumlarca düzenli radyasyon ölçümü yapılıyor mu? Sanmıyorum. Yapılıyorsa bile sonuçlar TÜİK enflasyonu misali, hoşa gidecek şekilde değiştiriliyordur.

2008’den 2018’e geliyoruz. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun görevleri kısmen Nükleer Düzenleme Kurumu’na (NDK) devredildi. 2020 yılında TAEK tamamen kapatıldı, görevlerini AKP icadı TENMAK üstlendi.

Böylece biz vatandaşı ilgilendiren en önemli konu olan nükleer atıkların bertarafı ve denetimi, ancak soru çalarak üniversiteye girebilen badembıyıklılara, çaycılara, otobüs şoförlerine kaldı.

Türkiye’nin tek yasal nükleer atık deposu İstanbul Küçükçekmece’de. 1.derece deprem bölgesi ve sel yatağında. 1989’da kurulan “deponun” resmi adı wiki’ye göre “Çekmece Düşük Seviye Radyoaktif Atık İşleme ve Depolama Tesisi”, kısaca CWPSF. Dileyen araştırabilir.

İyonlaştırıcı alfa radyasyonu, hücrenin yapı taşı olan bütün genetik şifrelerini taşıyan DNA’yı parçalayabilecek kadar enerji taşımakta ve DNA’nın parçalanmasıyla hücreleri öldürebilmektedir. Bu da en başta kansere yol açar. Ülkemizde nükleer santral olmadığı halde yaşanan nükleer atık facialarından bahsetmeden önce, kanser taramasında kullanılan cihazlarda da nükleer parçacık bulunduğunu ve bu parçaların düzenli olarak yenilenmesi gerektiğini belirtelim. Türkiye’de kaç bin adet kanser tarama cihazı vardır ve bunların parça değişimi nasıl yapılıyor? Devlet denetiminde olmadığını dünya çapındaki İkitelli nükleer sızıntısından anlıyoruz.

İstanbul İkitelli sızıntısı:

Ocak 1999’da meydana geldi. Dünyada ‘en önemli kaza’ statüsünde 20. sırada. İkitelli’de bir depodan alınıp normal metal atığı sanılarak hurdacıya getirilen iki adet nükleer çekirdekli tıbbi tarama cihazının, ölümcül tehlikesinden bihaber hurdacılar tarafından parçalanmaya çalışılması sonucu radyoaktif sızıntı meydana geldi. Sökmeye çalışan işçilerin elleri eridi. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (AIEA) sözcüsü Hans-Friedrich Meyer, İkitelli’de yaşanan kazada ‘‘kirlenme ve radyoaktif madde kaybı’’ olduğunu, bu yüzden 3.seviyede sınıflandırıldığını kaydetti. Makinelerin içindeki iki Kobalt izotopundan biri parçalanmış halde bulundu, diğeri kayıp.

Uluslararası nükleer olay ölçeği INES

2021 yılı Haziran ayında Gaziemir’deki eski kurşun fabrikası arazisinde yapılan ölçümlere göre radyasyon seviyesi normal değerin 7291 kat üstünde çıktı.

İzmir Gaziemir’deki Çernobil

“İzmir’in Çernobil’i” olarak anılan bu alanda, 1940’lardan beri faaliyet gösteren eski bir kurşun fabrikasının (Aslan Avcı Döküm) sahasında TAEK tarafından 2007 yılında yapılan incelemede normalin binlerce katı radyasyon yayan tehlikeli ve nükleer atıklar (Europium-152) tesbit edildi. Sadece nükleer santrallerde bulunan Europium-152’nin Türkiye’ye girişi yasak. Arazideki tahmini atık miktarı 100 bin toncuk. Atıkların Fransa’daki bir nükleer santralden getirildiği iddia ediliyor. Fabrika arazisine bitişik yoğun yerleşim var ve hemen yanında bir ilköğretim okulu bulunuyor. 2012 Aralık ayında bizzat TAEK olayı örtbas etmek için alana on bin ton toprak döktü. Toprak simsiyah oldu, sahadan dumanlar çıktı. 2021 yılı Haziran ayında Gaziemir Belediye Başkanı Halil Arda ve çevre avukatı Arif A. Cangı’nın fabrika arazisinde yaptığı ölçümlere göre radyasyon seviyesi normal değerin 7 bin 291 kat üstünde. 2014’te cahilce bir temizliğe girişildi, “ÇED gerekli değildir” dendi, nükleer atıklar inşaat molozu gibi ayrıştırıldı, yıkandı, radyasyonlu ve zehirli sular bahçelerdeki kuyulara sızdı, kepçelerle içinde yerleşim olan yan arazinin kenarına yığıldı.

2024’te EKOVAR adlı şirket radyoaktif atık alanını temizlemek için bakanlıktan yetki alıyor. Ekovar’ın, fabrikanın sahibi olan şirketi satın aldığı ortaya çıkıyor. Şirket, atıkları nasıl bertaraf edeceğine dair sorulara “ticari sır” diyerek cevap vermezken, aynı yıl içinde konkordato ilan ediyor. Yıl 2025: İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri, sözkonusu nükleer atıkların hafriyat firmasınca “Dikkat, radyoaktif atık depolama alanı” yazan bölgenin içinden kepçelerle moloz gibi alınarak Torbalı Yoğurtçular mahallesindeki boş bir araziye kaçak döküldüğünü belirliyor. Hafriyat firmasına kaçak moloz dökmekten ceza kesiliyor. Düz moloz cezası. Peki, Torbalı’ya kaçak dökülen normalin binlerce katı radyasyon yayan nükleer çubuklu atıklara ne oldu? Bölgedeki atıklar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ekipleri tarafından toplatılarak ‘Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atığı Geri Kazanım Lisansı’ bulunan işletmeye gönderildi!!!!!!! Nükleer atıklar! Hangi işletmeye? Bu arada atıkların bir kısmının Söke’ye götürüldüğü söyleniyor.

Nükleer Fizik Uzmanı Prof. Dr. Hayrettin Kılıç, nükleer atıkların temizlenmesi konusunda sarsıcı gerçeklere dikkat çekti: “15 bin ton toprak çıkarılırken 15 bin metreküp toz oluşmakta ve bu tozlar arsenik, sülfür ve radyoaktivite içermektedir. Akciğere girebilecek 100 mikron altı tozlar rüzgarla dağılır.” Çimento fabrikalarından çıkan tozların GÜNDE 30 km yayıldığını düşünerek nükleer tozun bir ayda nerelere ulaşacağını hesap edin. Uçmayıp yerinde kalması bile yeteri kadar kanserojenken.

Uranyumun zararlarına maruz kalmak için illa nükleer patlama olması veya uranyumu yüzeye çıkarıp işlemek gerekmiyor. Jeoloji Yüksek Mühendisi Eşref Atabey’e göre sondaj çalışmaları ile de uranyum parçalanıyor ve radon gazı şeklinde havaya yayılıyor. Radyoaktif içeren kayaların üzerinde yaşıyorsanız, oralarda hayvan otlatıyorsanız, eviniz bu bölgelere yakınsa etkilenirsiniz.

Manisa Köprübaşı’nda radyasyon seviyesi normalin 140 katı. 2022 yılı Nisan ayında Avrupa’nın en yüksek radyasyon oranı Manisa’da ölçüldü.

Manisa Köprübaşı açık uranyum madeni
Manisa / Köprübaşı yakınında 1961-1980 arası MTA ve Etibank tarafından işletilip sonradan terkedilen uranyum madeni ve sondaj kuyuları radyasyon yayıyor. Maden sahası köye 1 km mesafede ve hiçbir güvenlik önlemi bulunmuyor. 2014 yılının Ocak ayında Dokuz Eylül Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Enver Yaser Küçükgül bölgede ölçümler yaptı. Radyasyon seviyesi normalin 140 katı olarak ölçüldü. Köprübaşı, Gördes Çayı ve Gediz Nehri havzasında.

Dr.Rafet Kılınç’ın 1995 yılındaki raporu yöredeki radyasyon ölçümlerinin normal değerlerin 10 kat fazlasına denk geldiğine, toprak ve su varlıklarının etkilenmiş olabileceği için de ekolojik tehlikenin varlığına işaret ediyordu.

TAEK ve birtakım kişiler, “Dağdan taştan yayılan doğal uranyum yoldan geçen insanı etkilemez” minvalinde gayrıbilimsel beyanatlar verdiler. TAEK, Türkiye genelinde toplam 193 adet istasyondan oluşan Radyasyon Erken Uyarı Sistemi Ağı (RESA) kurulduğunu belirtse de, istasyonların internet bağlantısı olmadığı için topladıkları verileri yıllardır merkeze iletemedikleri anlaşıldı.

2022 yılı Nisan ayında Avrupa’nın en yüksek radyasyon oranı Manisa’da ölçüldü.

Kanser hastası Yusuf Çenesiz: “Ben yaşamıyorum zaten. Mezarımı kazdırdım.”

Kanser köyü Kisir – Aydın
Aydın Söke’de 1950’lerde yabancılar tarafından uranyum madeni açılan Kisir’de son 10-15 yılda 70’ten fazla insan kanserden öldü.

2006’da bölgede radyasyon ölçümü yapıldı. Manisa Köprübaşı ölçümlerini de yapan Yrd. Doç. Dr. Enver Yaser Küçükgül, ölçüm değerlerinin yıllık bazda 248 msv’ye denk geldiğini belirterek “Bu değer dünyada radyasyon güvenliği için yıllık doz olan 1 milisievertin 248 katı demektir.” dedi. Bazı bölgelerde değer normalin 450 katına çıktı. Küçükgül sahada çalıştıktan sonra radyasyon nedeniyle üç gece uykuda burnu kanamış.

Haziran 2017’de dünyaca ünlü bir çevre örgütü tarafından yapılan ve bizzat yapan kurum dahil herkesçe kamuoyundan gizlenen rapora göre, Kisir köyünün musluklarından akan içme suyunda limit değerlerin 24 katı fazla radyoaktif radon-222 gazı var. Maden sondajlarının yapıldığı, köye 2,5 km uzaklıktaki yaylada ölçülen radyasyon değeri ise limitlerin 35-40 katı. Buna rağmen maden sahasının hemen yanındaki arazide organik sertifikalı üretim yapılıyor ve yakınlarda bir mandıra var. Söke’nin Kisir mahallesi, Büyükmenderes nehrine sadece beş km mesafede, uranyumun kuyulardan yeraltı sularına ve oradan da nehre sızdığını tahmin etmek zor değil.

Kisir’deki köylüye çocukların eksik uzuvlarla doğabileceği söylenmiş, zaten hayvanlar da sakat doğuyor. Gençler köyü terketmiş. Köyün sakinleri, zarar geleceği endişesiyle çocuklarının ziyarete gelmesini istemiyor. Muhtar Baki Suna, “Çoğu zaman günde bir öğün yemek yiyebiliyorum” diyor, “…o da gece uyumadan önce. Çünkü uykuda kanserin yemekle birlikte içime girdiği ihtimalini düşünmemiş oluyorum.”

Evi maden sahasının hemen bitişiğinde olan Yusuf Çenesiz (67), hem böbrek hem karaciğer kanseri. “Ben yaşamıyorum zaten” diye söze giriyor: “Mezarımı kazdırdım. Mezar taşım olmayacak.” Sobada yaktığı odundan radyasyon çıkmış. Yusuf Çenesiz biz bu haberi yayınladığımızda belki çoktan vefat etmiştir.

Kahveci Halil Yardan’ın eşi kanser. Tedavi maliyetlerini düşünmekten iki çayın hesabını yapar hale geldiğini söylüyor.

Kazdağları Ayvacık’ta uranyum ve toryum madeni
Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde uranyum arama faaliyetleri 1960’lara dayanıyor. MTA, 1980’de köyün girişinde 1800 metre derinliğinde iki sondaj çukuru açmış, yıllar içinde sondajda çalışan çoğu köylü kanserden hayatını kaybetmiş.

AKP döneminde MTA son hız saldırıya girişti. Arıklı köyünde 25 Haziran 2022’de 3440 hektar alanda toryum ve uranyum sondaj çalışmalarına başladı. Köylerin ortasında yapılan sondaj çalışması için, kumdan kale yapar misali ÇED izni alınmamış.

Arıklı Köyü ekolojik sit alanı içinde, bölgede başka sit alanları ve antik kent bulunuyor. Köy sakinleri Ayvacık Kaymakamlığı’na giderek söz konusu izinsiz aramanın durdurulması, mevcut radyoaktivitenin saptanması, vatandaşa bilgi verilmesi gibi bir dizi talep için dilekçe verdiler ve savcılığa suç duyurusunda bulundular. Bunun üzerine hükümet, köylülerin sondaj alanına girmesini engelledi, yol araçlarla kesilip çok ciddi sayıda jandarma köylünün üzerine salındı.

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği yöneticileri tarafından yapılan incelemede, orman içindeki sondaj noktasında sondaj atık çamurları içi membranla kaplı atık havuzlarında toplanması gerekirken, membran serilmemiş ve hiçbir önlem alınmamış çukurda toplandığı ve kimyasallı atık suların doğrudan toprağa verildiği tespit edildi.

Ayvacık’ın Kısacık köyünde ayrıca bir altın madeni açılmaya kastırılıyor. Pumice Madencilik A.Ş.’nin hayali Kısacık altın madeni, köye 140 metre mesafede, 1551 dönüm orman ve tarım alanı üzerine yapılmak isteniyor. Altın madeni projesi, yaratacağı ekolojik tahribat nedeniyle daha önce iki kez iptal edilmişti.

Yozgat’ta uranyum
2010 yılında Adur Madencilik Yozgat’ın Sorgun ilçesinde uranyum aramak üzere 39 kere sondaj kuyusu açtı. MTA 1970’lerde bölgede uranyum varlığını tespit etmişti. Rezerv tahminlerden zengin çıkınca maden firması bayram etti.

MTA 2003 yılından beri kural nizam tanımadan maden arıyor. Bu arada radyasyondan insanlar, hayvanlar ölmüş, herkes kanser olmuş, sular zehirlenmiş kime ne…Yumurta kırılmadan omlet yapılmaz değil mi… Tam bir faşizm.

Nükleer santrallerden yok edilemeyen radyoaktif atıklar çıkmaktadır. Nükleer santraldeki radyoaktif atıkların sadece yakıt çubuklarından değil, santralde kullanılan her türlü ömrünü tamamlamış veya bir defaya mahsus kullanılan aletlerden, çalışanların kullandıkları giysilerden de oluştuğunu unutmamak gerekir. Öte yandan, Kyripton-85, xenon 133, iodine 131 gibi gazların da oluştuğu bilinmektedir. Soğutma suyu ve kullanılmış nükleer hammaddenin bekletildiği havuzlarda da sıvı atıkların oluştuğu bilinmektedir. 1950-1980 arasında Avrupa ülkeleri nükleer atıkları okyanusa gömdü. 2025 yılında Atlantik Okyanusu’nun Fransa açığında 1800’den fazla nükleer atık varili bulundu. En yeni varil 40 yıllık, oysa varillerin ömrü 20-26 sene, üstelik tuzlu su veya basınç etkisi hesaplanmadan. Bu varillerin sızdırdığı tahmin ediliyor. Varillerde plütonyum-239 da yer alıyor. Bu madde, en yaygın üretilen plütonyum izotopu olup, yarı ömrü 24 bin yıldan fazla. 1993 yılında yasaklanana kadar sadece Kuzeydoğu Atlantik’e en az 200 bin varil bırakıldığı düşünülüyor. Özetle, nükleer atıklara hiçbir ülke çözüm getirememiştir. Gelelim, uluslararası nükleer santral facialarına:

Japonya Fukuşima faciası (2011)
Dünyanın en ciddi iki nükleer kazasından biri. Nükleer olay ölçeğine göre en üst 7.seviyede. 11 Mart 2011’de Japonya’nın en büyük depremi ülkenin doğu kıyısını sarstı. 9.0 büyüklüğündeki deprem öyle güçlüydü ki Dünya’nın eksenini kaydırdı. Dev tsunami dalgaları Fukuşima nükleer santraline çarptı, üç reaktörü deniz bastı, nükleer çekirdekler soğutulamadı ve sızıntı başladı. Radyoaktif madde atmosfere ve Pasifik Okyanusu’na karıştı. Japonya Hükümeti yeraltı sularının, hasar gören reaktör binalarına ulaşmasını engellemek için yeraltına duvarlar inşa etti, ancak duvarlar su geçişini tamamen durduramadı. Atık sular binlerce dev tankta depolanmaya çalışıldı, tanklar yetmedi. Sonraki senelerde santralde biriken radyoaktif suyu güvenle tahliye etmenin yolu bulunamadı; milyon ton nükleer atık su, çevrecilerin ve komşu devletlerin itirazlarına rağmen okyanusa boşaltıldı.

Eski Japonya Başbakanı Naoto Kan: “Türkiye’ye nükleer enerjiyi tavsiye ettiğim için pişmanım, utanç duyuyorum.”

Ukrayna Çernobil faciası (1986)
Dünyanın en ciddi iki nükleer kazasından biri. Nükleer olay ölçeğine göre en üst 7.seviyede. 26 Nisan 1986 saat 01:23`de Ukrayna`nın başkenti Kiev’in 140 km uzağında bulunan Çernobil nükleer santralinde patlama sonrası nükleer sızıntı oldu. Faciaya bağlı nedenlerle yarım milyon (500.000) kişi yaşamını yitirdi.

Tüm Avrupa radyasyondan etkilendi, dünyada tiroid kanseri ve lösemi (kan kanseri) sıklığı üç katına çıktı. Türkiye’de Trakya bölgesinde Edirne civarı, Doğu Karadeniz’de Hopa-Pazar arasındaki kıyı bölgesi en fazla etkilenen yerler. Kanser vakalarında ciddi artış görüldü. Felaketten yirmi yıl sonra 2006’da Artvin Hopa’da birinci ölüm nedeni kanserdi (yüzde 47.9).

Çernobil sonrası üzerine radyasyon yağan fındıklar okullarda bedava dağıtıldı. Dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı, Karadeniz çayında radyasyon bulunmadığını kanıtlamak ve halka güven vermek amacıyla kameralar önünde çay içti. 2006 yılında bile Rize’de Çernobil’den sızan sezyum (Cs-137) radyoaktif elementine rastlanıyordu.

Diğer nükleer felaketler:
seviye 6 – 1957 Ozyorsk, Rusya
seviye 5 – 1979 Pensilvanya, ABD
seviye 5 – 1986 Goiania, Brezilya
seviye 4 – 1999 İbaraki, Japonya

Türkiye’deki Nükleer Santraller:

Yapılmakta olan Mersin Akkuyu nükleer santrali 1.derece deprem bölgesinde. Uzun yıllar çevresel nedenlerle veto edildi. 2010’da elbette ve yine AKP, Rusya ile anlaşma imzaladı. Akkuyu nükleer santralinin mülkiyeti ve işletimi tamamen Rusya’ya ait. Türkiye’nin nükleer santrali olmaktan ziyade, Rusya’nın Türkiye’deki santrali statüsünde. Akkuyu’da Türk mühendis dahi çalıştırılmayacak, tüm işleyiş bizim dışımızda gelişecek, risklerden ve tehlikelerden haberdar olmayacağız, olsak da önlem almamız hukuken mümkün değil. Akkuyu nükleer santralinin daha inşaatı sırasında temelde çatlaklar oluştuğu iddia edildi.

Doğa harikası Sinop/İnceburun’da bir nükleer santral inşaatı sürüyor. Kurucu vasfına sahip taraflardan biri, önce vergi cenneti Jersey Adası’nda kurulan, sonra Ankara’ya taşınıp nasılsa “kamu” kurumundan sayılan ne idüğü belirsiz TÜNAŞ (Türkiye Nükleer Enerji AŞ). Kamu kurumları ne zamandan beri vergi cennetinde kuruluyor? Bir pislik olduğu belli.

“VVER 1200 model reaktörünün Akkuyu’ya, ATMEA 1 reaktörünün ise Sinop’a yapılması planlanmaktadır. Her iki reaktör de henüz dünyada denenmemiştir ve kullanılmamaktadır. İlk defa ülkemizde denenecektir.”

Kırklareli/ İğneada`da subasar ormanlarının, nehirlerinin arasında 3. santralin kurulmasına azmediliyor. Halk dava açtı, kazandı, buna rağmen karar organları, rüşvet alacaklar diye nükleerde diretiyorlar.

2025 yılında Kahramanmaraş merkezli 7 şiddetinde bir deprem oldu, taş taş üstüne kalmadı, AKP ve bölgede hazır bulunan garnizon üç gün afet bölgesine girmedi, can kaybının yüz bini geçtiği tahmin ediliyor. Aynı felaketin faal bir nükleer santral yakınlarında yaşandığını düşünün. Tek canlı sağ kalmaz, kalanlar üç nesil sakat doğar.

Ülkemiz tehdit eden ölümcül atıklar nükleerle sınırlı değil. Dünyanın zehir ve ağır metal içeren atıkları, gizlice denizyoluyla da cennet vatanımıza atılıyor:

Sinop’taki variller ve İskenderun’daki gemi (1987) (2004)
Karadeniz sahillerine vurduğu 1987-1988 yıllarından bu yana kamuoyunun gündeminde olan İtalya kökenli 152’si boş, 215’i zehirli atık dolu toplam 367 varil, Samsun ve Sinop’ta inşa edilen depolarda muhafaza edildi.

Kesin boşaltma noktası tam olarak bilinmese de varillerin yüklü olduğu gemilerden Karadeniz’in Türkiye kıyısındaki derin noktalarından olan Ereğli açıklarında denize boşaltılmış olabileceği, halen 3000’den fazla varilin de deniz dibinde bulunduğu tahmin ediliyor. Depolarda saklanan variller 2006 yılında bertaraf edilmek üzere İzmir üzerinden Almanya’ya yollandı.

2004 yılında M/V Ulla gemisi, 2.200 ton termik santral baca kurumlarının oluşturduğu tehlikeli zehirli atık yüklü olduğu halde İskenderun Körfezi’nde battı (kimi iddialara göre batırıldı). 2000 yılında tehlikeli atıklarıyla İskenderun limanına demirleyen gemi mühürlenmişti, Türk karasularından çıkarılması yönünde bürokratik yazışmalar yapılırken battı. Bilirkişi raporuna göre gemide bulunan 2.200 ton zehirli atıktan 150 tonu, yetkililere göre de 1.500 tonu çıkartılabildi.

Çözüm yenilenebilir enerjide

Ülkemizde kimi bölgelerde yüzde yüze yakın yenilenebilir enerji potansiyeli var. Üç tarafımız denizlerle çevrili, güneş yoksa rüzgar, rüzgar yoksa su gücü, o da yoksa biyodizel kullanılabilir, atık geridönüşümünden enerji elde edilir. El kadar Danimarka %88 yenilenebilir enerji kullanıyor, Portekiz %75, Litvanya %60, Hollanda ve Almanya %45, Yunanistan %50. Değil yeni nükleer santral inşa etmek, mevcut santraller kapatılıyor. Ülkeler hidrojen enerjisini geliştiriyor. Tehlikesiz ve ucuz doğal enerji varken değerlendirmeyip, rüşvet uğruna ölümcül nükleere evet demek hainliktir.

Üstelik, ilgili kurumlarda yüksek lisans ve doktoralı fizik mühendisleri yerine Homer Simpsonvari çaycıları, şoförleri çalıştıracaksanız…

Herkes eçiş büçüş olana dek durmayacaklar.

Kaynakça:
. https://nukleersiz.org/5-dakikada-nukleersiz/
. [1] Nükleer Santralleri Tartışıyoruz, Nükleer Karşıtı Platform, Arif Künar, 05.08.2008, slayt 30
. Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği, Kentli Dergisi sayı 56, Kasım 2025, Nükleer Atıklar
. İkitelli kazası dünya 20'ncisi, 3 Şubat 1999, https://www.hurriyet.com.tr/gundem/ikitelli-kazasi-dunya-20ncisi-39061287
. Radyasyon kazasına suç duyurusu, 23 Mart 1999, https://www.hurriyet.com.tr/gundem/radyasyon-kazasina-suc-duyurusu-39069412
. Çernobil'in 36.yılında Gaziemir 15 yıldır nükleer atıklar ile yaşıyor, https://www.cmo.org.tr/cernobil-in-36-yilinda-gaziemir-15-yildir-nukleer-atiklar-ile-yasiyor-16039
. 'İzmir'in Çernobili'ndeki nükleer atıkların Torbalı’ya döküldüğü belgelendi: Bakanlıktan rekor ceza!, 10.03.2025, https://www.egepostasi.com/haber/-Izmir-in-Cernobili-ndeki-nukleer-atiklarin-Torbaliya-dokuldugu-belgelendi-Bakanliktan-rekor-ceza/355710
. Eski Kurşun Fabrikası, Nam-ı Diğer İzmir’in Çernobil’i, https://bulten.mmoizmir.org/bultenler/409/izmirdeki-radyoaktif-tehlike
. İzmir zehir kusmaya devam ediyor, Özgecan Kara, https://yesilgazete.org/izmir-zehir-kusmaya-devam-ediyor/
. 'İzmir'in Çernobili' satıldı: İşte yeni sahibi!, 18.03.2025, https://www.egedesonsoz.com/izmirin-cernobili-satildi-iste-yeni-sahibi
. Eski kurşun fabrikasının atıkları izinsiz döküldü, bakanlık ceza kesti , 10.03.2025, https://www.dha.com.tr/foto-galeri/eski-kursun-fabrikasinin-atiklari-izinsiz-dokuldu-bakanlik-ceza-kesti-2598132/14
. Radyasyonlu atıkların bertarafını “arazi pazarlığı” mı belirleyecek?, 13.11.2021, https://gezegen24.com/gaziemir-radyasyonlu-atik/
. ‘Kanser köy’ün haykırışı: Biz ölüyoruz!, 08.06.2017, Yücel Sönmez, https://www.hurriyet.com.tr/kelebek/hayat/kanser-koyun-haykirisi-biz-oluyoruz-40456882
. Greenpeace’in ”Devlet Sırrı’’ Gibi Gizlenen Raporu, 12.11.2018, Özer Akdemir, https://egecep.org.tr/index.php/2018/11/12/greenpeacein-devlet-sirri-gibi-gizlenen-raporu/
. https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye%27de_n%C3%BCkleer_enerji
. Nükleer Karşıtı Platform İzmir Bileşenleri, https://www.emo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=97527&tipi=2&sube=7
. Türkiye nükleer çöplüğü olmasın!, TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası, 12.10.2021, https://www.emo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=136008&tipi=5&sube=0
. Çernobil benzeri bir kazada Ankara yokolur, TMMOB Çevre Mühendisleri Odası, Baran Bozoğlu, https://www.cmo.org.tr/bozoglu-cernobil-benzeri-bir-kazada-ankara-yok-olur-4053
. Çernobil öldürmeye devam ediyor, Kayıhan Pala, Orhan Odabaşı, Cumhuriyet, Enerji eki 
. 7 bin tonluk Uranyum madeni bulundu, 18 Kasım 2011, https://demircelik.com.tr/haber/7-bin-tonluk-uranyum-madeni-bulundu-4407
. "Uranyum çalışmalarını acilen durdurun", 23.08.2022, https://www.canakkaleolay.com/haber/uranyum-calismalarini-acilen-durdurun-19321
. “Uranyum istemiyoruz!”, 15.07.2022, https://www.canakkalekalem.com/uranyum-istemiyoruz/81985
. Sondajda çalışan köylüler kanserden ölmüştü: Tehlikeli maden faaliyetine yeniden başlanabilir, 20 Temmuz 2022, Filiz Gazi, https://www.gercekgundem.com/cevre/350248/sondajda-calisan-koyluler-kanserden-olmustu-tehlikeli-maden-faaliyetine-yeniden-baslanabilir
. Kazdağları’nda uranyum aramaları için sondaj çalışmaları başladı, 30.06.2022, https://www.cumhuriyet.com.tr/cevre/kazdaglarinda-uranyum-aramalari-icin-sondaj-calismalari-basladi-1952845
. Uranyum Uğruna Ege'de Terkedilmiş Uranyum Madenleri, Özer Akdemir, Yeni İnsan Yayınevi
. Dr.Rafet Kılınç sempozyum bildirisi, 1. Gediz Havzası Erozyon ve Çevre Sempozyumu Bildirileri (1995)
. Kısacık altın madeni hortladı: Binlerce dönüm orman ve tarım alanı risk altında, 05/11/2023, https://yesilgazete.org/kisacik-altin-madeni-hortladi-binlerce-donum-orman-ve-tarim-alani-risk-altinda/
. Uranyum Uğruna Ege'de Terkedilmiş Uranyum Madenleri, Özer Akdemir, Yeni İnsan Yayınevi
. Sinop zehirli varillerden nihayet kurtuluyor, 16.10.2006, https://www.gazetevatan.com/gundem/sinop-zehirli-varillerden-nihayet-kurtuluyor-90317
. Sinop sahilinde şüpheli varil bulundu, 31.10.2004, https://www.hurriyet.com.tr/gundem/sinop-sahilinde-supheli-varil-bulundu-38653346
. Türkiye zehirli varillerden kurtuluyor, 06.10.2006, https://arsiv.sabah.com.tr/2006/10/06/gnd98.html
. Atlantik'te neden nükleer tehlike yaşanıyor, 7 Temmuz 2025, https://t24.com.tr/dunya/atlantik-te-neden-nukleer-tehlike-yasaniyor,1248504
. 11 countries leading the charge on renewable energy, 12.12.2025, https://www.climatecouncil.org.au/11-countries-leading-the-charge-on-renewable-energy/
. https://www.fmo.org.tr/yayinlar/fmoozel/nukleer.htm

. Uluslararası Enerji Ajansı: https://www.iea.org/
. Uluslararası Nükleer Olay Ölçeği, https://tr.wikipedia.org/wiki/Uluslararas%C4%B1_N%C3%BCkleer_Olay_%C3%96l%C3%A7e%C4%9Fi
. TENMAK, https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye_Enerji,_N%C3%BCkleer_ve_Maden_Ara%C5%9Ft%C4%B1rma_Kurumu
. İTÜ Nükleer Araştırma Reaktörü TRIGA Mark II, http://www.triga.itu.edu.tr/
. Türkiye Nükleer Enerji A.Ş. (Tünaş), https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye_N%C3%BCkleer_Enerji_A.%C5%9E._(T%C3%BCna%C5%9F)
. www.tunas.gov.tr

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir