İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

1941 – Refah Şilebi faciası

Son güncelleme tarihi 06/09/2026

Refah isimli Türk kargo gemisinin 23 Haziran 1941 gecesi saat 22.30-23.00’te Kıbrıs açıklarında torpillenerek batırılması olayıdır.

Türkiye, 1930’da İngiltere’ye askeri gemi, uçak ve denizaltı siparişi vermiş, ancak savaşın başlamasıyla bu teslimatlar gecikmiştir. Sonunda gemiler tamamlanmış, Burak Reis, Murat Reis, Oruç Reis ve Uluç Reis isimleri verilmiştir. Mayıs 1941’de İngiltere’nin Ankara’daki Büyükelçisi, Türk Hükümeti’ne yazılı bir mesaj ileterek “Reis” sınıfı denizaltıların hazır olduklarını, teslim alınması için bir ekibin gönderilmesini bildirmiştir.

Teslim alacak Türk personelin en geç 25 Haziran’da Mısır’ın Port Said limanına varması gerekmektedir, ki Queen Mary transatlantiği korumasında kafile halinde Süveyş Kanalı’ndan geçerek İngiltere’ye gidilebilsin. Çünkü Dünya Savaşı sürmektedir ve tehlikelidir Akdeniz. Tüm kıtalarda savaşan uçaklar, gemiler üzerinden geçmektedir. Ve tabii suları çılgıncasına mayınlıdır.

Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak, yıllardır bekleten İngilizler’in bu acelesinden şüphelenir.

Denizaltı Filosu Komutanlığı dört denizaltımızı Türkiye’ye getirecek personeli belirledi. Donanmanın en seçkin denizcileri sicillerine bakılarak seçildi. Uzun süredir staj yapmak için İngiltere’ye gitmeyi bekleyen, başlarında bir hava subayı olmak üzere, 16’sı Kara Harp Okulu’nu üstün derece ile bitirdikleri için İngiltere’de pilot olarak yetiştirilmesine karar verilen 21 havacı personel de bu kafileye dâhil edildi.

Akdeniz’de fink atan düşman denizaltılarının dikkatini çekmemek üzere sözkonusu yolculuğun bir ticaret gemisiyle yapılmasına karar verildi. Ulaştırma Bakanlığı 1901 yapımı köhne bir gemi olan Türk bandıralı Refah Şilebi’ni kiraladı. Refah daha önce aynı rotada kullanılmıştı ama kağnı kadar yavaştı. 102 metre uzunluğundaki kargo gemisi yük içindi, sadece 28 yolcuya uygundu. Filika kapasitesi 48’di, can yelekleri eksikti. Dikkat çekmemek için doğru dürüst hazırlık dahi yapılmamıştı. Kamaralar yetersiz olduğu için bazı yolcular filikanın içinde uyudu.

Geminin kısa süre içerisinde güvenli olarak uzak yolculuğa çıkması için bakımdan geçmesi gerektiği Kaptan İzzet Dalgakıran, Gemi Komutanı Yarbay Zeki Işın ve Mersin Liman İşletmesi tarafından ısrarla yetkili komutana bildirildi. Ama Tümamiral Ülgen uyarıları dikkate almadı. O gemiyle binilecekti! Amiralden gelen kesin emir üzerine Refah, 200 kişilik denizci ve havacı personeliyle Mersin limanından hareket etmek zorunda kaldı.

Refah, 23 Haziran 1941 saat 22.30-23.30’da Kıbrıs açıklarında kimliği belirsiz bir denizaltı tarafından torpillenmiş ama hemen batmamış, dört saat dayanmıştır.

İlk haberlerde yolcu sayısı 185, kurtulan sayısı 50 diye yazılmıştır. Sonradan düzeltilmiştir.

İki filikadan biri atılan torpille parçalanmış, içinde uyuyanlar şehit olmuştur. 28 kişi patlamadan sağlam kalan tek filikayla ertesi gün 19:00 Adana’nın Karataş sahillerine sürüklenir. Deniz feneri bekçisi kazazedeleri görüp yetkililere bildirir. Kaza haberini alan gemilerin yardıma gittiği kazazedelerden dördü denizden sağ kurtarılır.

Kazada pilotaj kursuna giden 16 hava subayı, 15 deniz subayı, 48 deniz astsubayı, 63 deniz eri ve 25 gemi mürettebatı olmak üzere toplam 167 kişi şehit olmuştur. Gemiye binen meçhul İngiliz (yüzbaşı/elçi?) denizde boğulmuştur. Kıyıya vuran 3-4 naaş hariç, şehitlerin hiçbirine ulaşılamamıştır.

İngiltere fırsatı kaçırmamış, derin teessürlerinin yanında, gemimizin “düşman güçler” tarafından batırıldığı kanaatini iletmiştir.

Mareşal Fevzi Çakmak 29 Haziran 1941 tarihinde yayınladığı başsağlığı telgrafında; “Memleketin müdafaası için kıymetli harp vasıtalarını anavatana getirmek vazifesi alan ve Refah Vapurunda şehit düşen kahraman denizaltıcı ve havacı evlatlarımın manevi huzurunda tazimle eğilir, deniz ve hava mensuplarına en kalbi taziyelerimi sunarım.” demiştir.

Refah şilebi uzun mesafe yolcu taşıyacak durumda değildi
Refah, 1901 yılında İngiltere’de Sunderland tersanesinde Perseverenza adıyla imal edildi. 102 metre boyunda çelik gövdeli buharlı bir kargo gemisiydi. Ağırlığı 3512 gross tondu. 1931 yılında Türkiye’de Barzilay & Benjamin şirketine satıldı. Facianın olduğu 1941 yılında 40 yaşındaydı.

Refah vapuru önceki senelerde Akdeniz’de Mersin-Mısır arası taşımacılık yapmıştı, aciliyetten akla gelmiştir. Fakat İstanbul – Mersin – Mısır – Süveyş Kanalı – Güney Afrika üzerinden kıtalar dolaşacak İngiltere’ye varacak ve aynı yolu geri dönebilecek bir gemi değildi.

Refah’ta 200 kişi taşıyacak kamara, tuvalet, mutfak donanımı yoktu. Bu konuda gemi sahipleri dahil herkes hemfikirdir. Donanma gemiyi bu göreve uygun şekilde elden geçirmemiştir. Filika sayısı, mevcut yolcu sayısının sekizde biridir. Can yelekleri yetersizdir. Sadece iki tuvaleti vardır. Kamara bulunmadığından o eğitimli gencecik subaylar, kömürlük deposu üzerine ahşap kalaslar koyarak üzerine yatmışlardı. Telsiz ve filikaların vinç sistemi gemi elektriğine bağlıydı, gemi isabet alır almaz elektrikle birlikte telsiz de kesilmiş, telsizle yardım istemek mümkün olmamıştır. Elektrikli filika vinci çalışmadığından indirilememiş, geminin batarak su seviyesine gelmesi beklenmiştir.

Gemi krom yüklü müydü?
Gemiye ihraç edilmek üzere krom yüklenip yüklenmediği resmen açıklanmamıştır. Bazı subaylar tarafından anlatılana göre gemiye krom yüklenmiş ama Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak’ın müdahalesi ile “Olmaz, çocuklarımızın bindiği gemide krom olmaz” deyip indirtilmiştir. Bu doğruysa bile kromun indirildiği haberi, gemiye saldırmayı planlayan olası unsurlara muhtemelen ulaşmamıştır. Herkese göre Refah, Almanya’ya krom götüren bir gemiydi.

Refah Şilebi’nin batırılması hadisesi Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal ve uluslararası güvenliğine bir müdahale olarak değerlendirildi. Başbakan Refik Saydam yaşanan faciadan dolayı çok rahatsızdı. TBMM’de şiddetli protestolar yapıldı, Ulaştırma Bakanı Cevdet Kerim İncedayı ile Millî Savunma Bakanı Saffet Arıkan görevlerinden istifa ettiler.

Türkiye ile Almanya 18 Haziran’da saldırmazlık anlaşması imzaladığından, kamuoyunda Alman karşıtı etki yaratmamak amacıyla olayların basına yansıması istenmedi. 167 kişinin öldüğü bu büyük faciaya, gazetelerde ancak bir gün iki sütun yer verildi.

TBMM Encümen Komisyonu Raporu
Beş kişilik TBMM Encümen Komisyonu oluşturuldu. Daha soruşturma yapılsın mı yapılmasın mı aşamasında Recep Peker ve Fuad Sirmen “vekillerin görevini hakkıyla yaptığına inandığını ve bu kadar ufak tefek(!) hadise ile meşgul olamayacağı” yönünde görüş belirttiler. Recep Peker, “…gençler için 48 saatlik bir deniz seyahati arzu edilip bulunmayacak bir nimettir, bir zevktir.” gibi dehşet çarpık bir açıklamaya kadar vardırmıştır. Encümen’den yine de soruşturma kararı çıkar.

TBMM Encümeni, olayda ihmali olduğu düşünülen İncedayı ve Arıkan hakkında rapor hazırladı. Raporda geminin 40 yıllık olduğu, yolcular için yeterli kurtarma filikası ve can yeleği bulunmadığı, hatta geminin sefere elverişli olduğuna dair resmi bir belgenin bile yer almadığı belirtildi. Nihayetinde harap durumuna rağmen geminin dış bir etken tarafından batırıldığı gözönüne alınarak kaza sayıldı ve yetkililerde kusur bulunmadı.

Devletin ve basının ayıpları
Tümamiral Mehmet Ali Ülgen’in tüm uyarılara rağmen gemiyi yola çıkarmaktaki ısrarı
Basındaki haberlerde geminin elverişsiz koşullarını defalarca rapor eden, bizzat gidip yetkililerle defalarca görüşen Yarbay Zeki Işın ve gemiyi terketmeyerek şehit olan Kaptan İzzet Dalgakıran’ın isimleri yer almadı.
Açılan davada bakanlar ve amiral yerine şehit olan yarbay ve kaptan suçlu bulundu (büyük ayıp)
167 kişinin öldüğü facia deniz kazası olarak kaydedildiğinden askeri şehitler muharip sayılmadı, asker ve sivillerin yakınları hak kaybına uğradı. Kurbanların yakınlarının uğradığı hak kayıpları yıllar sonra giderilebildi.

İngilizler mi?
İngiltere’nin Türk-Alman Paktı ve Barbarossa harekatına misilleme olarak bu sabotajı gerçekleştirmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Almanya’yı suçlayarak kendi yanlarında savaşa girmemizi sağlamaya çalışmışlardır. Mersin’den gemiye binen İngiliz Yüzbaşı’nın neden ve hangi yetkiyle gemi rotasına müdahale ettiği, rotayı güvenli Suriye kıyıları yerine Kıbrıs’a çevirdiği (düşünün ki kaptan güvensiz rotayı kabul etmek zorunda kalmış) ve şahitlerin anlattığı gibi Refah’ın güvertesinde özel yapım şişme bir can yeleğiyle dolaşıp dolaşmadığı açıklanmamıştır. Bu kişi her kimse, faciada boğulmuştur.

İtalyanlar’ın mıktanıslı mayını mı?
İtalyanlar’ın Mersin’de demirli Refah’a mıknatıslı veya zaman ayarlı mayın döşedikleri iddiası kanıtlanamamıştır. İtalyanlar krom yüklü gemileri sabote etmektedir evet, fakat sabotajı gerçekleştirdiği iddia edilen kişi, Luigi, Türkiye’ye faciadan iki yıl sonra geldiğini yazmıştır. 1943’ten sonra mayınladığı düşman gemilerini yıllar sonra web sitesi yapıp ayrıntısıyla anlatan adam neden 1941’i anlatmasın…İtalya sabote ettiyse bile fail Luigi olmasa gerek. Gerçi Türkiye o sıralarda tarafsız olduğundan, tarafsız bir ülkenin gemisini mayınladığını itiraf etmek istememesi de ihtimal dahilinde. Belki de yüksek can kaybından ötürü itiraf etmek istememiştir bilmiyoruz.

İtalyan denizaltısı Ondina mı?
Ortaya çıkan bir kısım İtalyan ve Alman belgeleri, Refah’ın İtalyan bandıralı “Ondina” adlı denizaltı tarafından batırıldığı iddialarını güçlendirir. Fakat Ondina’nın kaptanı batırdığı gemiyi tanımadığı gibi, üzerinde hiçbir ışık veya bayrak bulunmadığını söylemiştir. Ondina’nın torpido attığı gemi yarım saat içinde batmıştır, oysa Refah’ın batması 4-5 saat sürmüştür.

Fransızlar mı?
Faciayı yaşamış olan emekli Hava Kurmay Albay Haydar Gürsan ve İngiliz Grace’s Guide Derneği gemiyi Alman yanlısı Fransız Vichy hükümetinin denizaltısının batırdığını düşünmektedir. 24 Haziran sabahı İngiliz veya Fransız uçakları keşfe gelmişler, kazazedeleri gördükleri halde Türk hükümetine haber vermemiş veya yardım etmemişlerdir. O dönemde ülkeler sıklıkla uçaklarını düşman uçağı gibi boyayıp gizlediklerinden, uzak mesafeden uçak tanımı yapmak mümkün değildir.

İleriki yıllarda Fransızlar’ın gemiyi yanlışlıkla batırdıkları yönünde kanaat üzerine gizli pazarlıklar sonucu Türkiye’ye tazminat olarak iki savaş gemisi verilir (tazminat işine yalan dolan diyenler de var).

Kazazede anlatıyor
Faciadan kurtulan Çavuş Cezmi Kuyaş yaşadıklarını, “…Cesur kaptan harita üzerinden bulunduğumuz yeri tayin ettikten sonra bize bir bayrak ve bir de pusula verdi. Gemisini terk etmeyen kaptana veda ettikten sonra güçlükle üzerine sığındığımız filika ile 28 arkadaş açıldık. Birazdan bir patlama daha oldu. Çığlık ve feryatlar arasında Refah yavaş yavaş sulara gömüldü…” sözleriyle aktarır. Bu ifadelerin hiçbiri basında yer almaz.

Bana sorarsanız Refah faciasının en büyük sorumlusu gemiye torpido atan denizaltı ise, ikinci en büyük sorumlusu, hiçbir önlem alınmasına ve donanım takviyesi yapılmasına izin vermeyen, astlarının çaresiz ve ısrarlı uyarılarını kestirip atan, onları neredeyse korkaklıkla suçlayan ve gemiye zorla yola çıkış emri veren Tümamiral Mehmet Ali Ülgen’dir.

Olayın üzerinden 76 yıl geçmesine rağmen kaza sırrını korumayı sürdürmektedir. Refah şilebi ve şehitlerin naaşı 85 yıldır denizin dibinde yatıyor. Belki bir gün yeri bulunur dalış yapılabilirse, mechul felaket aydınlatılabilir.

Refah şilebi ile 1890’da kazayla batan Ertuğrul fırkateyni şehitleri anısına 1972 yılında Mersin Atatürk Parkı Şehitliği’ne bir anıt dikilmiştir.

İngiltere savaş sonuna kadar denizaltılarımızı teslim etmedi.

Türkiye her iki tarafın yoğun baskılarına rağmen savaşa girmedi. Savaş boyunca düşman edinmemek uğruna uygulanan sansür politikası, halkın II.Dünya Savaşı’nın vahametini algılayamamasına neden olacak, muhalifler, dönem koşullarına göre şart olan gıda/yakıt kısıtlamalarını, artan vergileri, alınan askeri önlemleri 80 sene sonra bile diline pelesenk edecek, vatandaşı devlet aleyhine kışkırtmakta kullanacaktır.

Kaynakça:
. Refah Şilebini Kim Batırdı?, 23.06.2025, https://apacikradyo.com.tr/acik-gazete/refah-silebini-kim-batirdi
. Refah Vapuru Faciası , 15.09.2023, Osman Öndeş, https://www.7deniz.net/refah-vapuru-faciasi
. Refah Vapuru Faciası devamı , 02.10.2023, Osman Öndeş, https://www.7deniz.net/refah-vapuru-faciasi-devami
. Atılay ve Refah Hakkında Ezber Bozan Gerçekler...Denizaltıcı Bora Serdar'ın Derin Araştırması, 14 Temmuz 2023, Gökhan Karakaş, https://denizkartali.com/atilay-ve-refah-hakkinda-ezber-bozan-gercekler-denizaltici-bora-serdarin-derin-arastirmasi/
. Araştırmacı Yazar Nihat Taner ile Refah Şehitleri Olayını Konuştuk, 14 Tem 2025, https://www.damgahaber.com/haber/25520705/arastirmaci-yazar-nihat-taner-ile-refah-sehitleri-olayini-konustuk		
. https://www.7deniz.net/samsunsumer-ve-galata-vapuru-firtinaya-yenik-dusmustu
. ‘Yanlışlıkla’ vurulanlar, Naci Cem Öncel, https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/naci-cem-oncel/yanlislikla-vurulanlar-26847661
. Refah Vapuru Faciası, https://tarihinizinde.com/?s=refah+
. Refah Şilebinin Batırılışı, 23 Haziran 1941, Ergun Mengi, https://www.24saatgazetesi.com/refah-silebinin-batirilisi-23-haziran-1941
. 78 yıldır cevabı aranan soru... Refah'ı kim batırdı, 23 Haziran 2019, Bora Serdar, https://www.odatv.com/guncel/78-yildir-cevabi-aranan-soru-refahi-kim-batirdi-163537
. İkinci Dünya Savaşı’nda Refah Şilebi Hadisesi ve Sonrası Gelişmeler, Osman Yalçın, Mustafa Şahin, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Yıl : 2018 Cilt 
. Cumhuriyet, 19-27-28 Haziran 1941
. Türk Sözü, 28 Haziran 1941
. Haber (Akşam Postası), 27 Haziran 1941
. https://www.gracesguide.co.uk/SS_Refah

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir