İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

1940 – Köy Enstitüleri açıldı.

Son güncelleme tarihi 15/07/2025

Köy Enstitüleri 17 Nisan 1940’ta Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen 3803 sayılı yasa ile kuruldu. Yasa’nın temel amacı Türkiye’de nüfusun büyük bölümünü oluşturan köylerde ilk eğitimi, okuryazarlığı hızla yaymak, aynı zamanda köylerde ihtiyaç duyulan meslekleri köy çocuklarına öğreterek üretimi yaygınlaştırmaktı. Enstitülerde okuyan köy çocukları 5 yıllık eğitimden sonra köylere dönerek öğretmenlik yapıyorlardı. Öğrendiklerini köy çocuklarına anlatıyor, uygulamalı olarak tarımsal üretim yapıyorlardı.

Köy Enstitüleri’nin fikir babası dönemin İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç‘tur. Dönemin Milli Eğitim Bakanı ise Hasan Âli Yücel’dir. Enstitülerin kurulması, başarıya ulaşmasında Yücel ve Tonguç’un çok büyük emeği vardır.

1940 yılından 1948 yılına kadar Türkiye’nin her bölgesine yayılan 21 köy enstitüsü kuruldu. Bu enstitülerin yer seçimi, etki alanı çok planlı bir şekilde belirlenmişti. Trakya’dan Kars’a kadar ülkenin her yerine eğitimin yayılması hedeflenmişti. Açılan enstitülerin listesi aşağıdaki gibidir:

– Akçadağ/Malatya (1940)
– Akpınar-Ladik/Samsun (1940)
– Aksu/Antalya (1940)
– Arifiye/Sakarya (1940)
– Beşikdüzü/Trabzon (1940)
– Cılavuz/Kars (1940)
– Çifteler/Eskişehir (1939)
– Dicle/Diyarbakır (1944)
– Düziçi/Adana (1940)
– Erciş/Van (1948)
– Gölköy/Kastamonu (1939)

– Gönen/Isparta (1940)
– Hasanoğlan/Ankara (1941)
– İvriz/Konya (1941)
– Kepirtepe/Kırklareli (1939)
– Kızılçullu/İzmir (1939)
– Ortaklar/Aydın (1944)
– Pamukpınar/Sivas (1941)
– Pazarören/ Kayseri (1940)
– Pulur, Erzurum (1942)
– Savaştepe, Balıkesir (1940)

Kızlara ve erkeklere eşit eğitim hakkı tanınıyor, ayrım yapılmıyordu. Kitaba ve deftere dayalı öğretimin yerine iş içinde eğitim uygulanıyordu. Her köy enstitüsünün kendine ait tarla, bağ, arı kovanı, besi hayvanları, atölyeleri vardı.
Köy Enstitüleri, ilkokuldan sonra ve 5 yıllık eğitim olarak planlanmıştı. Öğretim sürecinin yüzde 50’sini kültür dersleri, yüzde 25’ini biri tarım dersleri ve uygulamaları, yüzde 25’i de sanat ya da teknik derslere ayrılmıştı. Mezunları, kemandan, piyano icrasına, maragozluktan, tarım işletmeciliğine ve öğretmenilğe kadar farklı disiplinlerde uzmanlaşıyorlardı. Köy Enstitüsü öğrencileri, Türk ve Dünya edebiyatının sayısız örneklerini okudular.


Her sabah erkenden kalkar, jimnastik olarak topluca halk oyunları oynarlardı. Sonrasında, kendilerinden erken kalkan arkadaşlarının fırında pişirdiği ekmekle kahvaltı ederlerdi. Savaş yıllarıydı, yokluk had safhaya çıkmış, ekmek bile halka karne ile dağıtılıyordu. Çok iyi beslendikleri söylenemezdi, hastalananlar olurdu. çok da çalışırlardı, bu yönden eleştiriler çok olmuştur. Boğaz tokluğuna öğrencilerin çok çalıştırıldığı söylenmiştir. İlk mezunlardan şair ve yazar Talip Apaydın bu soru sorulduğunda, “Elbette çok çalışıp çok yoruluyorduk, ancak köylerimizde kalsaydık ağalara ırgatlık yapacaktık. Hiç değilse kendimiz için çalıştık.” diyordu.

1940-1946 yılları arasında köy enstitülerinde 15.000 dönüm tarla tarıma elverişli hale getirilmiş ve üretim yapılmıştı. 750.000 yeni fidan dikilmişti. 150 büyük inşaat, 60 işlik, 210 öğretmenevi, 20 uygulama okulu, 360 ambar ve depo, 48 ahır ve samanlık, 12 elektrik santralı, 16 su deposu, 12 tarım deposu, 3 balıkhane, 100 km. yol yapılmıştı. Sulama kanalları oluşturularak enstitü öğrencilerinin uygulamalı eğitim gördüğü çiftliklere sulama suyu öğrenciler tarafından getirilmişti.


Buradan yetişip mezun olan öğretmenler köylerinde geri dönmek ve 20 yıl mecburi hizmet yapmak zorundaydı. Köyün öğretmeni olmanın yanında, sağlık memuru, tarım uzmanı, marangozu, yapı ustası vs. gibi niteliklere sahip oluyorlardı. Yani köyün kalkınması için gerekeni yapmak konusunda tam donanımlıydılar. Bu sayede köylerine gittiklerinde köylülerle işbirliği içinde kendi okullarını kendileri yapıyorlardı. Tıpkı, her köyün kendi camiini kendisinin yaptığı gibi. Böylece devletin okul yapmasına gerek kalmıyordu.

Bu kadar ileri ve faydalı bir sistemin sadece 14 senede yokedileceğini kimse tahmin edemezdi.

Türkiye’nin ve o dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin en radikal kararı ağalık düzenini bitirip, toprak reformu yapmaktı. Meclis’te dört muhalif vekil, Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan, Fuat Köprülü anayasal özgürlükler, adı altında toprak reformunu engelleyen bir önerge verir: “dörtlü takrir”. Bu dörtlünün ortak paydası, hepsinin toprak ağası olması idi. İşte Menderes’in Demokrat Parti’sini sahneye çıkaran bu dörtlü önerge çok partili dönemi açan büyük bir siyasi olay olarak tanıtılır. Yine bu dörtlüyü, dışarıdan yine binlerce dönüm toprağın sahibi, yine başka bir toprak ağası Emin Sazak desteklemekteydi.

II. Dünya Savaşı sonrası Rusya’nın, Kars, Ardahan ve Artvin’de gözü olması, yine Boğazlar’dan üs talep etmesi, İsmet İnönü’nün panikle ABD’den yardım istemesine neden oldu. ABD, “Siz kalkınma programı yapmayın, ben sizin için yaparım ve Köy Enstitüleri’ni kaldırın!” dedi.

1946’da İsmail Hakkı Tonguç ve Hasan Ali Yücel görevlerinden alınınca Köy Enstitüleri adeta öksüz kaldı. 1947’den itibaren bu okullardaki program büyük oranda değiştirildi. Eskiden özgür düşüncenin ve eleştirel yaklaşımın benimsendiği köy enstitülerinde bazı kitapların okunması bile yasaklandı. Karma eğitime son verildi ve kız öğrencilerin sayısı azaldı.

“Köy Enstitüleri kesinlikle komünist uygulama değildi. Doğuda en yüksek eğitim gören insan benim. Üstelik Rus ordusunda görev yapan biriyim. Köy Enstitüleri, bizim devlet üzerindeki gücümüzü kaldırmaya yönelikti. Bunu içimize sindiremedik. Benim Van yöresinde 258 köyüm var. Bunlar devletten çok bana bağlılar. Ben ne dersem onu yaparlar. Ama köylere öğretmenler gidince benim gücümden başka güçler olduğunu öğrendiler. Bölgede ağaları örgütledim… Örgütlü olarak DP ile pazarlığa girdik, kapattık.”

Demokrat Parti Van milletvekili, toprak ağası Kinyas Kartal

DP iktidarında Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri oldu. Köy Enstitüleri’ne ardarda müfettişlerin belli amaçlarla gönderilmesi, öğrenci ve öğretmenlere akıl almaz suçlamaların yapılması, ödeneklerin kesilmesi vb. uygulamalarla sona gelindi. Köy Enstitüleri köy öğretmen okullarına dönüştürüldü. Zorunlu din dersleri konuldu.

Demokrat Parti tarafından 27 Ocak 1954’te 6234 sayılı yasa ile tamamen kapatıldı.

Kaynakça:
. Köy Enstitüleri’nin 84. Yılı, Ali Ekber Yıldırım, 17 Nisan 2024, https://www.tarimdunyasi.net/2024/04/17/koy-enstitulerinin-84-yili/
. İsmet İnönü ve Köy Enstitüleri, Prof. Dr. Seçil Karal Akgün, https://www.ismetinonu.org.tr/ismet-inonu-ve-koy-enstituleri/
. 27 Ocak 1954...Kara gün...Köy Enstitüleri Kapatıldı, Turgut Ünlü, https://www.add.org.tr/wp-content/uploads/2022/02/27-OCAK-1954%E2%80%A6-KARA-GUN-%E2%80%A6-KOY-ENSTITULERI-KAPATILDI.pdf
. Toprak ağalarıyla halkın savaşı: Köy Enstitüleri!, Murat Bayar, 17.04.2023, https://www.toplumsal.com.tr/toprak-agalariyla-halkin-savasi-koy-enstituleri
. Köy Enstitüleri, Nurten Demirel, 17.04.2017, https://nurtendemirel.blogspot.com/2017/04/koy-enstituleri.html

4 Yorum

  1. Tolga Tonguç Tolga Tonguç 11/03/2026

    Sevgili arkadaşlar köy enstitüleri ile ilgili bu güzel yazıyı okuyunca hemen Sevgili Kemahlı Şairimiz İbrahim Sevindik’in o meşhur “Benim Köyüm” şiiri aklıma geldi. Ben de bu güzel şiiri sizlerle paylaştım.

    • admin admin Yazar | 13/03/2026

      Çok teşekkür ederiz Tolga Bey. Köy Enstitüleri ile eklemek istediğiniz şeyler olursa lütfen çekinmeden iletiniz. Sitemizin içeriğini her gün geliştiriyoruz efendim.

  2. Tolga Tonguç Tolga Tonguç 11/03/2026

    BENİM KÖYÜM
    Baharda şenlenir bağı, bahçesi
    Kokusu başkadır benim köyümün
    Unutturur adama gamı, kederi
    Havası başkadır benim köyümün
    XXX
    Akşam olur herkes döner evine
    Can kurban inan ki benim köyüme
    Gülabi’nin torunları derler bizlere
    Özü başkadır benim köyümün
    XXX
    Yeşil yeşil meşeleri var dağında
    Meyve ağaçları çiçek açar bağında
    Her çeşit otlar yeşerir toprağında
    Yeşili başkadır benim köyümün
    XXX
    Köyümün kenarından akar çayı
    Kıvrım kıvrım dolanır sular tarlayı
    Unuttum sanma orda olmayı
    Dostluğu başkadır benim köyümün
    XXX
    Yaz gelince çıkarlar yaylaya
    Gurbetçiler hasretle döner sılaya
    Benden selam olsun Aziz Ağa’ya
    Sevgisi başkadır benim köyümün
    İBRAHİM SEVİNDİK

  3. Fatih TONGUÇ Fatih TONGUÇ 12/03/2026

    BENİM KÖYÜM
    Baharda şenlenir bağı, bahçesi
    Kokusu başkadır benim köyümün
    Unutturur adama gamı, kederi
    Havası başkadır benim köyümün
    XXX
    Akşam olur herkes döner evine
    Can kurban inan ki benim köyüme
    Gülabi’nin torunları derler bizlere
    Özü başkadır benim köyümün
    XXX
    Yeşil yeşil meşeleri var dağında
    Meyve ağaçları çiçek açar bağında
    Her çeşit otlar yeşerir toprağında
    Yeşili başkadır benim köyümün
    XXX
    Köyümün kenarından akar çayı
    Kıvrım kıvrım dolanır sular tarlayı
    Unuttum sanma orda olmayı
    Dostluğu başkadır benim köyümün
    XXX
    Yaz gelince çıkarlar yaylaya
    Gurbetçiler hasretle döner sılaya
    Benden selam olsun Aziz Ağa’ya
    Sevgisi başkadır benim köyümün
    İBRAHİM SEVİNDİK

admin için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mission News Theme by Compete Themes.