Son güncelleme tarihi 29/05/2025
Dünya Savaşı’nın korkunç kayıpları, yıllar geçtikçe ve barış daha da yakın görünmeye başladıkça, modern savaşın kaçınılmaz bir parçası olarak görülen acı ve yıkımın tekrarlanmasını önlemek için bir yöntem bulunması yönünde giderek artan bir kamu talebi yarattı. Bu amaçla 10 Ocak 1920’de kurulan Milletler Cemiyeti’nin merkezi İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunuyordu.
TBMM, 9 Temmuz 1932’de Cemiyet’ten gelen daveti kabul etmiş, alınan genel kurul kararıyla Milletler Cemiyeti’ne girişi sağlanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti, davet üzerine cemiyete üye olan ilk devlettir.
O zamana kadar devletlerin, cemiyete giriş başvurusunda bulunması ve mevcut üyelerin çıkarları doğrultusunda bazı şartları yerine getirmesi bekleniyordu. Genç Cumhuriyetimiz, kuruluşundan itibaren azınlık isyanlarıyla uğraşmıştı. Fransız Uluslararası Diplomasi Akademisi’nden Vasiliei Nitikine, Türkler’in Milletler Cemiyeti’ne üye olmak için etnik azınlıklara imtiyaz vermesi gerektiğini düşünüyordu.
“Türkiye’nin Milletler Cemiyeti’ne “davet edilmesi”; Nikitine’in öngörüsünü boşa çıkartmıştı. Bu davet, Türkiye’nin hiç bir konuda hiç bir yaptırımla karşılaşmaksızın hiç bir hesap sorulmaksızın, tüm geçmişinin uluslararası hukuka uygunluğu onaylanarak üyeliğe kabul edilmesi anlamına geliyordu. Atatürk’ün Milletler Cemiyeti’ne üyelik başvurusunda bulunmayıp, Milletler Cemiyeti’nden “davet” beklemesinin hukuksal anlamı buydu. Bu davetle, Türkiye’nin toprak bütünlüğünün ve siyasal egemenliğinin dokunulmazlığı da Milletler Cemiyeti tarafından kabul edilmiş oluyordu. Bu, Atatürk’ün, 1919’dan bu yana Türkiye’nin bütünlüğünü parçalamaya çalışan Milletler Cemiyeti’ne karşı kazandığı en büyük zaferdi.”
“Milletler Cemiyeti Genel Sekreteri, 10 Kasım 1938 günü ölüm haberini aldığında Atatürk’ü “Barışın Dahi Yapıcısı” olarak nitelendirmiş ve Milletler Cemiyeti’nin Atatürk’e duyduğu saygı ve hayranlığı bir kez daha belirtmek üzere, cenazesine özel bir temsilciler kuruluyla katılmıştır. (Dr. Üner Kırdar, Milliyet, 11.11.1971)”
26 yıl süreyle dünya milletlerine hizmet veren bu cemiyet, tüm çabalara rağmen II. Dünya Savaşı’nın çıkmasını engelleyemedi. 18 Nisan 1946’da Cenevre’de toplanan konferansta cemiyetin dağılmasına karar verildi ve Birleşmiş Milletler örgütü kuruldu.
Kaynakça:
. Atatürk'ün 1932 Milletler Cemiyeti Zaferi, https://ataturk.org.au/gazete-makaleleri/cengiz-ozakinci/ataturkun-1932-milletler-cemiyeti-zaferi/
. https://www-un-org.translate.goog/en/about-us/history-of-the-un/predecessor?_x_tr_sl=en&_x_tr_tl=tr&_x_tr_hl=tr&_x_tr_pto=tc
. https://history-state-gov.translate.goog/milestones/1914-1920/league?_x_tr_sl=en&_x_tr_tl=tr&_x_tr_hl=tr&_x_tr_pto=tc
. https://www-britannica-com.translate.goog/topic/League-of-Nations
. 18 Temmuz 1932 - Türkiye Milletler Cemiyetine Üye Oldu, https://noldubugun.com/18-temmuz-1932-turkiye-milletler-cemiyetine-uye-oldu
. https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/cumhuriyet//cumhuriyet_1932/cumhuriyet_1932_temmuz_/cumhuriyet_1932_temmuz_19_.pdf
İlk yorum yapan siz olun