İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

1924 – Hilafet kaldırıldı.

Son güncelleme tarihi 23/01/2026

TBMM, 18 Kasım 1922’de Abdülmecid Efendi’yi halife seçmiş, Mustafa Kemal Paşa da görevinin sınırlarını çizmiştir. Yönetimle ilişkisi olmayan, sadece dinsel başkan niteliğinde sembolik bir görevdir artık halifelik. Ne var ki ne halife ne de taraftarları bu sınırda kalmak istemez.

İskilipli Âtıf Hoca yazdığı İslam Yolu’nda halife için “Peygamberin vekili ve halkın padişahı” der ve dünyevi işlere de bakmasını savunur. Ardından 15 Ocak 1923’te Afyon Milletvekili İsmail Şükrü Hoca, Hilafet-i İslamiye ve Büyük Millet Meclisi başlıklı risalesinde halifenin devlet başkanı olması gerektiğini savunur, “Halife meclisin, meclis halifenindir” sloganıyla TBMM’nin üstünlüğüne gölge düşürmeye yeltenir.

Başbakan İsmet Paşa, 22 Ocak 1924 tarihinde kendisine Abdülmecid’in kamuoyuna mal olan rahatsızlıklarını ve isteklerini iletir. Halife, İstanbul’a gelen yüksek dereceli devlet görevlilerinin kendisini ziyaret etmemelerinden ötürü büyük üzüntü duyuyormuş ayrıca “Halifelik Hazinesi”nden bahsediyor, harcamalarının bu hazinenin gücünü aştığından bahisle maliye hazinesinden ödenek verilmesini diliyormuş. Abdülmecid’in Cumhurbaşkanı’na sağlanandan daha fazla ödenek istemesi bardağı taşıran son damla olur. Hilafet kaldırılır. İstanbul’a İstiklal Mahkemesi kurulur, Hilafet yanlısı basına gözdağı verilir.

Müslüman vatandaşların inanç ve ibadet işlemleriyle ilgilenmek ve din kuruluşlarını yönetmek için Başbakanlığa bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı kurulur. Böylece Türk devlet sistemi içinde fetva verecek herhangi bir organ kalmaz. Türkiye Cumhuriyeti laik kimlik kazanır. 1928 yılında Anayasa’dan “Devletin dini İslam’dır” hükmünün çıkarılması ve 1937’de laiklik ilkesinin eklenmesi, 3 Mart 1924 tarihinde atılan büyük adımın bütünleyicisi olacaktır.

Kaynakça:
. https://www.istdergi.com/tarih-belge/hilafet-boyle-kaldirildi
. https://atam.gov.tr/halifeligin-kaldirilmasi/
. Atatürk Çağdaşlaşma ve Laik Demokrasi, Prof.Dr.Ergün AYBARS, İleri Kitabevi, 1994, s.55

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir