Son güncelleme tarihi 16/07/2026
Yeni Cumhuriyet, tüm ülkede yaygın salgın hastalıklarla mücadele etmek zorundaydı. Diyarbakır ve çevresinde sıtma ve trahom sıklıkla görülüyordu. Şark çıbanı, tifüs, çiçek, verem ve tifo da. Sıcak ve sivrisinek etkisiyle güney illerimizde sıtma ve tedavi edilmezse körlüğe yol açan trahom son derece yaygındı.
Diyarbakır’da sadece 25 yataklı bir Gureba Hastanesi vardı. 1924 yılında Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı tarafından bu küçük bina yeniden onarılmış, üzerine bir kat ilave edilerek 50 yatak kapasiteye, 1932 yılında da yine bazı eklemelerle 105 yatak kapasiteye çıkarılmış ve Numune Hastanesi adıyla hizmet vermiş.
1929 yılında ilk röntgen cihazı satın alındı. 1932’de kapasitesi artırılarak Diyarbakır Numune Hastanesi adını aldı. Sıtma ile diğer hastalıkların tedavisinde önemli bir merkez haline geldi.
1936 yılında çıkan yangında tahrip olan bina bir yıl sonra 75 yataklı Göğüs Pavyonu birimi ilavesiyle yeniden inşa edilerek 285 kapasiteyle faaliyete geçirilmiş. 1962 yılında Numune Hastanesi sahası içerisinde müstakil olarak 100 yataklı doğumevi hizmete açılmış ertesi yıl da 75 yatak kapasite ile faaliyet göstermekte olan Göğüs Pavyonu ayrı Başhekimlik olarak hizmete başlamış.
Hastane binası 1969 yılından sonra Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi olarak hizmet vermiş. 1975 yılında Göğüs Hastalıkları Hastanesi 400 yatak kapasiteye çıkarılmış.
1982 yılının Ağustos ayında Devlet Hastanesi ana binası yenilenerek 500 yatak kapasitesi ile hizmete açılmış. Aynı yıl Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Devlet Hastanesi’nden ayrılarak müstakil kendi binasına taşınmış.
2001’de ayakta tedavi edilen 585 bin hastayla, sadece Diyarbakır’da değil bölgede, Dicle Üniversitesi Araştırma Hastanesi’nden sonra en büyük yataklı tedavi kurumu imiş (ti).
Elbette AKP sağlık politikaları onu da kucaklayacaktı.
2010 yılında kapatıldı. Yeni yapılan Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesi’ne taşındı.
Kaynakça:
. Tan Önder, 27.07.2002, https://sisoft.com.tr/haber/page?SYF=Detay&hb=36
İlk yorum yapan siz olun