İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

1943 – Naziler iki km mesafede

Son güncelleme tarihi 15/08/2026

Nazi ilerleyişi durdurulamıyordu. İsviçre hariç Avrupa’nın tamamı, Finlandiya, Norveç ve Kırım dahil Rusya, Nazi işgali altındaydı. Almanlar Türkiye’yi “Ya bizimlesiniz, ya bize karşı” diyerek açıkça tehdit etmiş ama İnönü binbir manevrayla onlara yanaşmaktan kaçınmıştı. Aynı zamanda Müttefikler de (İngiltere, Fransa, ABD, Rusya) Türkiye’yi kendi taraflarında savaşa girmeye zorluyordu.

Ruslar, Türkiye’nin savaşa yanaşmaması yüzünden Almanlar’ın kendi üzerlerine çullandığını düşünüyordu. Bizim katılmamız cepheleri böleceğinden Ruslar’ın işine yarayacaktı. Ruslar Türkiye’nin savaş bitince galipler arasında sayılabilmesi için, kendileri gibi savaşta acı çekmesi gerektiğini ve hattâ, “Savaşa dahil olmazsa, Boğazlar üzerinde egemenlik hakkı kalmayacağını” iddia ettiler.

ABD, savaş sonrası kurulacak Birleşmiş Milletler’e üyelik teklif etti.

Türkiye, Müttefikler’i ordunun desteklenmesi gerektiğini söyleyerek oyalıyordu. Ordumuz hakikaten Almanlar’ın hava gücüyle başa çıkacak donanımda değildi. İngiltere Türkiye’ye göstermelik askeri yardım yapıyordu, tabii hayrına değil, Balkanlar’da cephe açmak ve Ege sahillerimizde üslenmek niyetiyle; savaşmazsak silah yardımını keseceklerdi. Bari havalimanlarımızı kullandırsaydık? İnönü bunu da reddetti. Çünkü Almanya Boğazlar’dan savaş gemilerinin geçmesini savaş sebebi sayacaktı. İngiltere bize uçak ve tank vermemişti; Almanlar’ın misilleme yapması halinde İstanbul ve İzmir hava bombardımanıyla anında dümdüz edilebilirdi, hasarın telafisi imkansızdı.

İtalya’da Mussollini’nin azledilmesi ve hapsi sonrası siyasi boşluk oluştu. İngilizler, Ege’de koridor açıp İtalyanlar’a ait Ege adalarına üslenmeyi planladı. Fakat Almanlar önce davrandı. İngilizler’in bölgede yeterli hava desteği olmaması, adaları savunmasız bıraktı.

Almanlar 11 Eylül 1943’te Ege’nin ikinci en büyük adası olan Rodos’u işgal ettiler. Rodos ele geçince diğer adaların işgali kolaylaştı. 29 Eylül’de Karpat, Kasos, Sporades ve Kiklad adaları Alman işgaline uğradı. Kaçabilenler Türkiye’ye sığındı. 4 Ekim’de Kos (İstanköy) Adası düştü. Naziler Kos’ta yaklaşık 5000 İtalyan ve İngiliz askerini esir aldı, 103 İtalyan esirini gemiye binerken kurşunlayarak katlettiler.

Alman Hava Kuvvetleri, 26 Eylül 1943’te Bodrum Gümüşlük’e sadece 37 km mesafedeki Leros (İleryoz) Adası’nı bombalamaya başladı. Bombalama 52 gün boyunca durmaksızın devam etti. 3 Kasım’da saldırıya uğrayan bir Yunan savaş gemisi, 30 ölü 20 yaralıyla sahillerimize sığındı. Almanlar 12 Kasım’da denizden amfibi çıkarma ve havadan paraşüt birlikleriyle Leros’a indi. Dört gün süren Tayfun Operasyonu’nda ağır bombardıman, uykusuzluk ve yoğun çatışmalar sonucu savunma çöktü. İtalyan ve İngiliz güçleri ciddi kayıplar verdi. Leros adası 16 Kasım’da teslim oldu, 8550 asker esir edildi.

Cumhuriyet, 18 Kasım 1943

Alman güçleri faşist lider Mussolini’yi hapishaneden kaçırıp yeniden başa geçirdi, Mussolini İtalya’nın kuzeyini ele geçirdi, İtalya bölündü. Mussolini, kendisini kurtaran Hitler’in tam kuklası haline geldi. İtalya’da Yeni Faşist Parti kongresinde “Almanya ve Japonya yanında zafere kadar savaşa devam” kararı çıktı.

23 Kasım’da Almanya sadece iki km ötemizdeki Sisam adasını (Samos) işgal etti. Şehitler hariç, 6 bin asker esir düştü. Görüş mesafemizdeki Sisam’ın işgali, yazılı basında öksürük şurubu reklamı kadar bile yer almadı. 25 Kasım’da Seferihisar açıklarında 300 tonluk bir Türk gemisi top ateşiyle batırıldı. Mürettebat İzmir sahillerine çıkarak kurtuldu. Türkiye, Ege denizinde Almanlar’dan kaçan binlerce asker ve sivile gizlice yardım ettiğinden Almanlar’ın bu tip misilleme saldırılarını sineye çekmek durumunda kalıyordu.

Kasım sonunda Ege Denizi’ndeki tüm adalar Alman işgalindeydi.

1943 Kasım, Nazi işgalindeki Sisam 2 km, Leros 37 km mesafede

Aralık 1943’te yapılan Kahire Konferansı’nda İngiltere, Fransa ve ABD’nin Türkiye baskısı sürdü. Müttefikler, ancak eski tip kara savaşlarında işe yarayacak tanksavar mayını ve tüfek göndererek altı hafta içinde Türkiye’yi savaşa sokmakta ısrarcıydılar. 15 Şubat 1944 itibariyle Türkiye, İngiliz deniz birliklerinin Karadeniz’e girmesi ve Rusya’ya ikmal yapılması amacıyla deniz yolunu açmalıydı. Türkiye’yi çok riskli bir duruma sokacaklardı. Almanlar Berlin ve diğer şehirleri bombalandığından fazlaca saldırgandı uçaklarının Sisam’dan kalkıp İzmir’i düz etmesi 10 dk sürmezdi, Atina’dan İstanbul’a bir saatte varırlardı. İyice donattıkları Bulgar ordusuyla Trakya sınırımızdan işgale başlayabilirlerdi. I.Dünya Savaşı’ndaki tecrübeleri sayesinde İnönü, Menemencioğlu ve diğer kurmaylar, mayınla, tüfekle Messerschmitt’leri yenemeyeceklerini biliyordu, Türkiye, askeri ihtiyaçları karşılanmadan savaşa kesinlikle girmeyecekti. ABD ve İngiltere’nin 15 Şubat dayatması işe yaramadı. Türkiye 1945’e kadar tarafsızlığını korumayı başardı.

II.Dünya Savaşı o kadar fazla kaynak gerektiriyordu ki, okyanusun öte yakasındaki ABD’de seferberlik kapsamında ülkedeki kömür madenleri devletleştirildi.

İsmet İnönü köylünün buğdayını stoklamasaydı da ne yapsaydı?

Kaynakça:
. Kahire Konferansı Tutanakları (4-7 Aralık 1943) ve Türkiye'yi Savaşa Sokma Girişimleri, Yuluğ Tekin Kurat, Belleten, Ocak 1983, Cilt 47 - Sayı 185, sayfa 295-338, https://belleten.gov.tr/eng/full-text/1784/tur
. Cumhuriyet, 3, 18-26 Kasım 1943
. https://tr.wikipedia.org/wiki/Alman_i%C5%9Fgali_alt%C4%B1ndaki_Avrupa
. Kos, 70 years ago 'forgotten' slaughter of Italian officers, 03 Febbraio 2016, Patrizio Nissirio, https://www.lagazzettadelmezzogiorno.it/news/english/471754/kos-70-years-ago-forgotten-slaughter-of-italian-officers.html
. https://en.wikipedia.org/wiki/Dodecanese_campaign

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir