Son güncelleme tarihi 07/06/2026
“Dün gece Ayasofya camisinde toplanan elli bine yakın kadın, erkek, Türk müslümanlar, on üç asırdan beri ilk defa olarak Tanrılarına kendi lisanlarile (dilleriyle) ibadet ettiler. Kalplerinden, vicdanlarından kopan en samimi, en sıcak muhabbet ve an’anelerile (gelenekleriyle) Tanrılarından mağfiret (bağışlanmayı) dilediler…Ulu Tanrı’nın Ulu adını, semaları titreten vecd ve huşu ile dolu olarak (coşkuyla kendini kaptırarak) tekbir ederken her ağızdan çıkan bir tek ses vardı…Bu ses Türk dünyasının Tanrı’sına kendi bilgisi ile taptığını anlatıyordu…”
Atatürk kültürün gelişmesinin, ancak Türk dilini geliştirmekle ve eğitimle mümkün olacağını düşünüyordu. Bu düşüncenin kaçınılmaz bir sonucu olarak, ibadetin de Türkçe olması gerekirdi. Atatürk’ün direktifiyle Hafız Sadettin, Hafız Kemal, Hafız Yaşar, Hafız Burhanettin gibi seçkin din adamları toplanarak Dr.Reşit Galip ve Hasan Cemil Çambel başkanlığında bir uyarlama heyeti kuruldu. Heyet sonunda ayetlerin Türkçe tercümesi ve makamları belirleyerek Dolmabahçe Sarayı’nda Atatürk’e okudular, sonuç çok beğenildi. Sözleri aşağıdaki gibidir:
Tanrı uludur (4 defa)
Şüphesiz bilirim, bildiririm ki Tanrı’dan başka yoktur tapacak. (2 defa)
Şüphesiz bilirim, bildiririm ki Muhammed Tanrı’nın elçisidir. (2 defa)
Haydi namaza (2 defa)
Haydi kurtuluşa (felaha) (2 defa)
Tanrı uludur (2 defa)
Tanrı’dan başka yoktur tapacak.
İlk Türkçe Kuran ayetleri, 29 Ocak 1932’de İstanbul’un çeşitli camilerinde okundu. 30 Ocak’ta İstanbul Sultanahmet Camii’nde Cuma namazından sonra uzun bir Türkçe Kuran okuması gerçekleşti, dinlemek isteyen halk, memurlar, kadınlı-erkekli kalabalık camiyi hıncahınç doldurdu, avluya taştı. Halk ayetleri Türkçe dinlemekten çok memnundu, dinleyenlerden ağlayanlar oldu. İlk Türkçe ezan, aynı gün İstanbul Fatih Camii’nde ikindi vakti ünlü hafızlar tarafından okunmuştur.

3 Şubat günü Kadir gecesinde Ayasofya’dan 25 ünlü hafız tarafından Türkçe Kuran, mevlit ve ilahiler okunmuş, bu görkemli merasim, İstanbul Radyosu üzerinden canlı olarak yayınlanmış ve şehir meydanlarına kurulan hoparlörler aracılığıyla tüm halka dinletilmiştir, yurtdışından da dinlenmiştir. Halk öğle saatlerinden itibaren Ayasofya’da toplanmaya başlamıştı, içeride ve avludaki kalabalığın toplam 40-70 bin kişiyi bulduğu tahmin ediliyordu. Yabancı elçiler de eşleriyle bu eşsiz güne şahit olmaya gelmişlerdi. Yayını kesintisiz sınır ötesine ulaştıran İstanbul Radyosu’na tüm dünyadan teşekkür telgrafları yağdı. Türkçe ezan, canlı yayında Finlandiya’dan bile dinlenmişti.

Takip eden günlerde İstanbul’un en büyük camilerinde, Trabzon, Kuşadası, Ankara, Adana ve Amasya’da da Türkçe hutbe, mevlit ve ezan okutulmuştur. Halk uzak semtlerden bile Türkçe ezanı dinlemeye gelmiş, öğle saatlerinden sonra camilerde yer bulunamamıştır.
Altı aylık hazırlık evresinde isteyen Türkçe, isteyen Arapça ezan okumaya devam etmiştir. Halk tarafından beğenildiği anlaşılınca Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 18 Temmuz 1932 tarihli genelgesiyle Türkçe ezan zorunlu hale getirilmiştir.
Dinleyin bakalım siz de beğenecek misiniz?
18 yıl boyunca sorunsuz Türkçe okunan ezan, 1950’de Demokrat Partili Adnan Menderes hükümeti yeniden Arapça’ya çevrildi.
Kaynakça:
. Hasan Cemil Çambel, Makaleler Hatıralar, Türk Tarih Kurumu Yayınları, İstanbul 2011
. Dönem gazeteleri 30 Ocak - 6 Şubat 1932
İlk yorum yapan siz olun