Son güncelleme tarihi 29/05/2025
İlk sanatoryumda sadece 16 yatak vardı. Yoksulluk yıllarında sanatoryum sobayla ısıtılıyordu. Suyu tulumbayla sarnıçlardan çekiliyordu. Elektrik ancak akşamları birkaç saatliğine verilebiliyordu. 1940’tan itibaren ek binalarla sanatoryum büyümeye başladı. 1947’de kadın hastalar için 7.492 metrekarelik yeni bir bina inşa edildi. Böylece 510 yatak kapasitesine ulaşıldı. Kısa bir süre sonra yatak sayısı 640 oldu.
İkinci Dünya Savaşı ekonomileri yüzünden yaşanan derin yoksulluk her on kişiden birini verem etmişti. Streptomisin antibiyotiği bulununca Türkiye Cumhuriyeti, milleti kasıp kavuran illete karşı Verem Savaş Kampanyası başlattı. Her birinde röntgen cihazı bulunan yüzlerce minibüsle doktor, laborant ve hemşirelerden oluşan ekipler yurt sathında verem taraması, BCG aşı kampanyası yaptı. 1950’lerde yürütülen bu çalışma sırasında her ilde röntgen cihazı ve laboratuvarı olan Verem Savaş Dispanserleri de açıldı.
1990’lara gelindiğinde, veremli hasta istatistikleri, kampanya öncesinden de ağır bir salgınla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyordu. Buna rağmen 80 küsur yıllık sanatoryumu 30 Eylül 2005’te bir gece ansızın kapattılar. 250 personeli ve tüm cihazları Süreyyapaşa Eğitim Hastanesi’ne devredildi.
2009’da ise şaibeli bir yangın sonucu hastane daha da harap hale geldi.
AKP 300 bin metrekarelik muhteşem arazisiyle sanatoryumu Diyanet Vakfı’na devretti.
Kaynakça:
. https://www.istdergi.com/sehir/yasam/heybeliada-sanatoryumunun-hazin-hikayesi
İlk yorum yapan siz olun